Söyleşiler Makaleler Videolar İletişim Basından

Basın Açıklaması: “Oyumuza ve Demokrasiye Sahip Çıkıyoruz” 25.03.2015

12 Eylül 1980 askeri darbesinin bir ürünü olan 2547 sayılı yasayla tanımlanan Yükseköğretim Kurulu (YÖK), öncelikle üniversitelerin devletin sıkı denetimi altına girmesi amaçlanarak oluşturulmuştur. YÖK’ün en temel müdahale alanı; rektörlük seçimleri üzerinden üniversite yönetimlerinin yeniden yapılandırılması ve üniversitede akademik özerkliğin daraltılması olmuştur.

Üniversiteler 35 yıldır söz konusu yasanın cenderesi altındadır. Akademik olarak özerk olması, karar verme ve verdiği kararları uygulamada bağımsız davranabilmesi ve dış baskılardan etkilenmemesi gereken üniversiteler, yasanın öngördüğü antidemokratik seçim süreçleriyle itaat anlayışının uygulama alanlarına dönüştürülmüştür. Bu tür düzenlemelerle üniversiteler siyasal iktidara bağımlı kurumlar haline getirilmek istenmektedir.

Politik güçlerin siyasi söylemlerinde sıkça yinelenen “demokrasi, özgürlük” gibi kavramlar, bugüne kadar üniversiteler için tümüyle görmezden gelinmiştir. Zaman zaman gündeme gelen yeni yasal düzenleme arayışları, mevcut antidemokratik yapıyı daha da güçlendirme yönünde olmuş, konunun tarafı olan akademi hiçbir zaman sürece dahil edilmemiştir.

Bilindiği gibi, önceki Rektör Yunus Söylet’in milletvekili aday adaylığı nedeniyle istifa etmesi sonrasında, 27 Şubat 2015 tarihinde toplanan YÖK Yürütme Kurulu, 12 Mart 2015 tarihinde seçim yapılması kararını almıştır.  Seçim tarihinin açıklanması ile seçim yapılması arasındaki süre sadece 9 gündür. Seçime katılan vekil rektörün seçim çalışmalarını fakülte akademik kurullarını toplayarak yapması, sürenin kısalığı da dikkate alındığında, rektörlük seçiminin eşit olmayan koşullarda gerçekleşmesine neden olmuştur.

Tüm bu antidemokratik uygulamalara karşın, rektörlük seçiminde İstanbul Üniversitesi öğretim üyeleri tercihini “Demokratik, katılımcı, özerk ve özgür üniversite” ilkeleriyle seçime giren Prof. Dr. Raşit Tükel’den yana kullanmıştır. YÖK Genel Kurulu ise hiçbir gerekçe göstermeksizin yaptığı sıralamada her iki öğretim üyesinden birinin oyunu alan Prof. Dr. Raşit Tükel’i ikinci sıraya düşürerek öğretim üyelerinin iradesini hiçe saymıştır

İstanbul Üniversitesi rektörlük seçimi sürecinde yaşadıklarımız üniversitemize özgü değildir. Üniversitelerde uzun yıllardır rektörlük seçimleri sonrasındaki YÖK değerlendirmesinde sıralama değiştirilmekte, en yüksek oy alan adaylar alt sıralara kaydırılabilmekte ve Cumhurbaşkanı en çok oy alanların dışındakileri atayabilmektedir. Üniversitemizde yapılan seçime antidemokratik müdahalelere karşı çıkarak, oylarımızın takipçisi olarak sürdürdüğümüz bu mücadele, yıllardır benzer rahatsızlığı yaşayan üniversitelerden gelen desteklerle büyümüş, güçlü bir ses olmuştur. Bu ses, demokratik, özgür bir üniversite talebinin sesidir.  

İstanbul Üniversitesi,  sadece bir bilim ve eğitim kurumu değil, aynı zamanda modern Türkiye'nin inşasında, gerek siyasal, yönetsel ve düşünsel alanda, gerekse edebiyat, fen ve tıp alanında öncü rol üstenmiş bir yapıdır. Bu nedenle köklü ve yerleşik bir kurumsal kimliğe sahiptir. İstanbul Üniversitesi’nin bu kurumsal kimliği ile, bugün neredeyse küçük bir kent ölçeğine ulaşmış nüfusu birleştiğinde, bu kurumun yönetiminin ne denli özel bir önem arz ettiği daha açık bir biçimde görünmektedir. İstanbul Üniversitesi’ninin tüm bileşenleri, öğretim üyelerinin iradeleri yok sayılarak belirlenen bir yönetimi meşru kabul etmeyecek, antidemokratik uygulamalara karşı mücadelesini sürdürecektir.

Sonuç olarak, YÖK’ün gerekçesini açıklamaktan kaçındığı sıralamayı değiştirme kararının bilim insanlarının iradesine karşı alındığını vurguluyor ve bu kararı reddediğimizi duyuruyoruz. Prof. Dr. Raşit Tükel’in rektörlüğü dışındaki bir uygulamanın meşru olmayacağını buradan bir kez daha ilan ediyoruz.


İstanbul Üniversitesi Demokratik Üniversite Girişimi